Kur'an, Din kitabı değildir, Kur'an, tüm yaşamı öğretir.

 

Kur'an'ı, Kur'an olmaktan çıkartan -tercümeler

 

Bu sayfada çelişkili tercümenin nasıl yapıldığını örnekler ile görelim.

Örnek olarak alacağımız Ayet, Diyanet işleri başkanlığınca 2002 yılındayayınlanan ISBN: 975-19-2894-X sayılı Kur’an meâlinden alıyorum.

Çelişkiile alakalı bir Ayet: 

2/178 اَعُذُ باِللهِ مِنْالشَيْطاَنِرَّجيِمْ - يَاأَيُّهَاالَّذِينَ آمَنُوا كُتِبَ عَلَيْكُمْ الْقِصَاصُ فِي الْقَتْلَىالْحُرُّ بِالْحُرِّ وَالْعَبْدُ بِالْعَبْدِ وَالْأُنثَى بِالْأُنثَى

Mevcut Türkçe meâli: [Ey iman edenler! Öldürülenler hakkında size kısas farzkılındı. Hüre karşı hür, köleye karşı köle, kadına karşı kadın kısas edilir..].

Yapılan bu tercümeden yola çıkarak bu Ayet’in hükmüne göre, kısasta Kadın kadına karşılıktır, eğer Kadın kadına kısas yapılıyorsa O zaman Erkek de, erkeğe kısas yapılması gerekir ki Ayet’in hükmü de böyledir. Kadına Kadın, erkeğe Erkek kısas yapılacak.

Böylece bir hür Erkek bir kadın öldürürse, Kadın tarafı da kısas isterse, katil olan erkeğin yerine, ölen kadın olduğu için katil erkeği yerine suçsuz birKadın öldürülecek. Çünkü Ayet’in hükmüne göre kadına Kadın, öldürülen Kadın olduğu için Erkek katilin yerine suçsuz bir Kadın öldürülecek. Eğer bir Kadın, Erkek öldürürse, katil kadının yerine suçsuz bir Erkek öldürülecek.

Yeryüzünde 6,5 milyar İnsan var, alın bu „yasal kararı“ ve getirip okutun herkese, bakın bunu hiçbir kimse kabul eder mi. Sorun; Dünya tarihinde böylebir Yasa görülmüş mu? Dünya tarihinde görülmemiş yasal bir suçu nasıl olurda yaratıcımız yüce Allah’a isnat ediliyor. Ayet’in tüm kelimeleri yanlış tercüme ediliyor, ancak yanlış yapılan tercüme ile Dünya da görülmemiş bir iftira oluşturuldu. Kur’an’ın inanırlığı kayboldu, Tanrı makamı ile alay ediliyor, sayın sayabildiğiniz kadar.

Ancak okuyucu kardeşin rahatlıkla okumaya devam edebilmesi için 2/178 Ayet’in çelişkili bir yöne olmadığını, Ayet tamamen yanlış tercüme edildiğini belgelemek için konu Ayet’ini Kuran dilinde tercüme ederek Ayet’in yaratıcımız yüce Allah’ın yüceliğine yakışır bir Ayet olduğunu kanıtlayarak yetinelim.
 

 

2/178 Ayet’in Kur’an dilinde ki tercümesi:

[Siz güvence-alanlar! “beri-vurmalarda” size tanımlanışlar yazılmışdır. {Çıkarı-koyuverenler}- {çıkarı-koyuveren ile üstleniciler Üstlenici ile ve Gebe-ler Gebe ile...] Ayet’te geçen “beri-vurmalar” <Ketele>kelimesinin  türkçesidir. “Beri-vurmak” = kişinin Düşünce ve anlayışına karşı olanları kendi tarafına “beri-vurmak” –demektir. Genelde tüm çekişme, tartışma, kavga ve gürültüler hep karşı tarafı, kendi tarafımıza kazanmak isteyişimiz den kaynaklanır. Bu durumu Kur’an, “beri-vurmak” olarak anar. Bizi inancımız dan alı-koymaya çalışanlara = bizi kendi dinlerine “beri-vurmaya çalışanlara karşı,kendimizi savunmak. Sizi dininizden “beri-vurmaya” çalışanları siz de beri-vurun = siz de onları İslam’a “beri-vurun”. “Beri-vurmak” izni, sadece yaratıcımız yüce Allah’ın ergi-süreci (Sebil) içinde yapılması için verildi. Sadece İslam adına saldırıya uğrayanlara, beri-vurmak hakkı verildi.

2/178 Ayet’in içinde birde <Unsa> bildirgesi var, anlamı = “Gebe-kadın” demektir. Kur’an da Kadın <Nisae> olarak geçer. <Unsa> ise, Gebe-kadın demektir.

Şimdi 2/178 Ayet’i, gelenek dilde tercüme edelim 2/178 <siz güvence-alanlar! Sizin için “Beri-vuruşlar” tanımlanmışdır. Kendi işinde çalışanlar ile kendi işlerinde çalışanlar, üstleniciler ile üstleniciler, Gebe-kandınlar gebe-kadınlar ile> = bir İş-veren herhangi birini veya işçisini döver de dövülen taraf karşılık isterse, döven iş-vereni başka bir iş-veren dövsün veya bir çiftçiyi başka bir çiftçi dövsün. Eğer döven, işçi kesimden gelirse, onu da başka bir işçi dövsün. Eğer döven Gebe-kadın ise, onu da Gebe bir Kadın dövsün.

Yaratıcımız yüce Allah, bir kere Suç işleyeni, bir ikinci kere cezalandırmıyor, çünkü eğer bir İş-veren herhangi bir nedenden dolayı işçisini dövmüş de, İşçi de karşılık isterse, iş-vereni işçi döverse onu daha işinde saklayamaz, saklamak istemediğinden değil, İş verme gücü kalmaz. Ama İş-vereni bir başka İş-veren döverse, dövülen işçi işine devam edebilir. İkinci de, döveni, dövülenin tarafı döverse, " intikam hırsı doğar".

Bir işçi de birini döver de karşılık istenirse, işçiyi de başka bir işçi dövecek. Eğer döven gebe Kadın ise, onu da başka bir gebe Kadın dövecek, çünkü 1. Gebe Kadın çok vuramaz 2. Gebe kadını sağlam bir Kadın döver ise, olabilir ki anlamadan çok döver de hamile kadının hamileliğine (Anne-rahminde bulunan çocuğa) bir zarar gelir.

Gezin tüm Dünya’yı bakın, böyle ince dengeler üzerine kurulan bu yasanın bir benzerini bulabilir-misiniz? Yöneticimiz yüce Allah, en ince noktasına varınca hesaplayarak yasayı düzenliyor. Eğer bir erkeği başka bir Erkek dövecek ise, bir kadını da başka Kadın döver. Ancak Ayet’te, <Unsa> = Gebe-kadın anılıyor, bununla gebe kadınlar özel bir muameleye tabii tutuldu ki, Anne rahimlerinde taşıdıkları çocuklara aman bir şey olmasın.

İşte bu muhteşem Ayet’i, ne duruma düşürdüler, Dünya’nın hiçbir yerinde konmamış ve konmayacak bir Yasa, yaratıcımız yüce Allah’a isnat ediliyor. Tüm Kur’an böyle çelişki ve tutarsızlıklarla dolduruldu.

Çelişkili Ayet konusunda- iki Ayet daha:
 

                                   53/62 اَعُذُ باِللهِ مِنْ الشَيْطاَنِرَّجيِمْ -فَاسْجُدُوا لِلَّهِ وَاعْبُدُوا

Mevcut Türkçe meâli: [Haydi Allah’a secde edin ve ona kulluk edin]

Ayetin bu tercümesinde geçen ”haydı” kelimesi, Ayet’te bulunmuyor, kafadan kondu, üstelik tercümede keyfiyet ve saygısızlık vardır.

Ayetin ciddi tercümesi: [Allah’a ait secde edin...] bu da tüm insanlığa bir emirdir. “Haydi” –derseniz, Emir olmaktan çıkar.

Çelişki oluşturan başka bir Ayet tercümesi:
      12/100
اَعُذُ باِللهِ مِنْ الشَيْطاَنِرَّجيِمْ -وَرَفَعَ أَبَوَيْهِ عَلَىالْعَرْشِ وَخَرُّوا لَهُ سُجَّدًا

Mevcut Türkçe meâli: [Ana babasını tahtın üzerine çıkardı. Hepsi ona (Yusuf’a) saygı ile eğildi.]. Bu Ayet’te <Secde> kelimesi “saygı ile eğildi” olarak anlamlaştırıldı. Bu tercümeye göre birinci Ayet [Haydi Allah’a saygı ile eğilin] olması gerekir ki, bu durumda Kur’an’ın hükmü kaldırılır, yaratıcımız yüce Allah’a inanmak gereği kalmaz, saygı ile eğilin ve geçip gidin –anlamını verir.

Veya 12/100 Ayet’i [Ana babası oğlu Yusuf’a Secde etti] –denecek ki, buda Kur’an’ın hükmünü kaldırır. Her iki Ayet’in tercümesinde çelişki ve tutarsızlık vardır.

Ayetlerin Kur-an dilinde ki anlamları:

53/62 [Allah’a ait {derleyi-yerlenin} ve üstlenin] gelenek dilde:<Yaratıcı yüce Allah’ın yanında yer alın ve verdiği görevi üstlenin>.

12/100 [Ve Anne-babasını {duru-kalış-yerine} {yükseğe-aldı} ve {derleyi-yerlenerek} onun {uğruna-biçildiler}] gelenek dilde: <Anne-baba ve kardeşlerini onun kaldığı yerde ona yakışır şekilde üstün bir konumda derleyip yerleştirerek onun yaşama düzenine uydular> = Paşa gibi yaşamaya başladılar, veya Yusuf’un konumuna göre derleyip yerleşerek onun yaşama düzeyine uyum sağladılar.
                                                                               Mustafa Beder
Devamı geliyor İnşa-Allah