Kur’an’a göre Et kesmek ve verasete (genlere) saldırmak konusu

 

       İslam dininde hiçbir şey tesadüfi, kendilikli veya aklı verilere dayandırılarak yapılmaz, çünkü Kur’an bize, insanın evrim teorisi gereği tesadüfi oluşmadığını, kâinatın sahipsiz ve başıboş olmadığını –öğretir.

       Kur’an bize,dünyada sadece bizim olmadığımız, bizim yaşamamızı kolaylaştıran diğer milyonlarca Canlı-varlıkların yaratıldığı ve onların da bizim gibi birer ümmet oldukları ve bizim gibi her birinin birer görevi olduğunu –öğretir.

       Dolayısıyla varolan her şeyin sahibi ve yaratıcısı olan yüce Allah’ın saltanatında yapılacak her iş, sahibine sorularak ve izin alınarak yapılması istenir. 

                           Bu bağlamda Kur’andan birkaç Ayet: 
 

       Önce herşeyin sahibi ve yaratıcısının Allah olduğunu öğreten bir Ayet:

9/116  أعُذُباِللهِمِنْ الشَيْطاَنِرَّجيِمْ  - إِنَّ اللَّهَلَهُ مُلْكُ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ يُحْيِ وَيُمِيتُ وَمَا لَكُمْ مِنْ دُونِاللَّهِ مِنْ وَلِيٍّ وَلَا نَصِيرٍ

        Tercüme, önce Kur’an dilinde: 9/116 [Allah’ın Yer ve gökleri, O-nundur. {İleri-derleyi-veren} ve duruklatandır. Ve ne Allah’ın dizi-derlediklerin den size ait {çeki-yönlendiren} ve ne yardım eden vardır].

        9/116. Ayeti, gelenek dilde: <Yaratıcı yüce Allah’ın Yer ve gökleri, O-nundur. Yaşatır veöldürür. Allah’ın yarattıklarından size ait {çeki-yönlendirenler} den ve yardımedenler den yoktur>. 

        Dikkatleri cümlenin yapısına çekmek istiyorum: Ayette, Yerler ve Gökler- Yaratıcı yüce Allah’ındır buyurmuyor, eğer öyle olsaydı, O zaman yerlerin ve göklerin tesadüfi ortada durduğu ve birilerinin onlara sahip çıkmaya veya bir başkaları: efendiler Yerler ve Gökler evrim sonucu doğmuştur–der.

        Yaratıcımız yüce Allah: <Allah’ın Yer ve gökleri –O-nundur> –buyurarak “evrimci” ve “doğacıları”uyararak –saltanın da başka hiç kimsenin mal sahibi, yaratma ve yönetme yetkisinde olmadığını, yaşatmanın ve öldürmenin O-na ait olduğunu –öğretir.

 

       Tüm Canlı-varlıkların bir görev için yaratıldıklarını öğreten bir Ayet:

6/38  أعُذُباِللهِمِنْ الشَيْطاَنِرَّجيِمْ  - وَمَا مِنْدَابَّةٍ فِي الْأَرْضِ وَلَا طَائِرٍ يَطِيرُ بِجَنَاحَيْهِ إِلَّا أُمَمٌأَمْثَالُكُمْ مَا فَرَّطْنَا فِي الْكِتَابِ مِنْ شَيْءٍ ثُمَّ إِلَى رَبِّهِمْيُحْشَرُونَ

       Tercüme, önce Kur’an dilinde: 6/38 [Ve yeryüzünde Canlı-varlıklar dan {öne-tepen} olmasın ve kanatları ile {öne-tepen} ne varsa, ancak sizin benzeriniz katılımdırlar. Biz kitapta gerekli-görülenler den es-geçmedik. Bitişiğinde yetiştiricilerine {bir-araya-götürülecekler].

       6/38. Ayeti, gelenek dilde: <Yeryüzünde canlı-varlıklar dan öne-tepen ve kanatları ile uçan olmasın ki, sizin gibi birer ümmet olmasınlar. Biz kitapta her şeyi açıkladık. Sonrasında Rablerine geri gelecekler>. Öne-tepen = Balıklar veyeryüzünde ayaksız hayvanlar.

Genelde Ayet: içinde yaşadığımız Dünya yaşamının bugünkü düzeyde işlemesini sağlamak için Canlı-varlıkların birer ümmet olarak bir amaca hizmet vermek için yaratıldıklarını öğretiyor. Nasıl ki bir memleketin ayakta dura-bilmesi için çok meslek dallarının farklı İş alanlarında görev yapmaları gerek ise, Dünya yaşamının bugünkü mükemmel düzeninin sağlanması için de çok farklı Canlı-varlıkların görev yapmaları gerekti. 6/38. Ayeti de, bu konuyu öğretir.

 

Mal ve Mülk kimin ise, “yönetimin” de ona ait olmasının gerekli olduğunu –öğretenbir Ayet:

    6/102  أعُذُباِللهِ مِنْ الشَيْطاَنِرَّجيِمْ  - ذَلِكُمْ اللَّهُ رَبُّكُمْ لَا إِلَهَإِلَّا هُوَ خَالِقُ كُلِّ شَيْءٍ فَاعْبُدُوهُ وَهُوَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ وَكِيلٌ

      Tercüme, önce Kur’an dilinde: 6/102 [Sizin yetiştiricinizdir sizin {Sonsuza-dek-genel-yöneticiniz},Yönetici yoktur- sadece “O”. Gerekli-görülenlerin tümünü, “O” yarattı, O-nu üstlenin. Ve O-dur tüm gerekli-görülenlerin üzerine {dayandırıp-derleyen}].

       Ayette geçen {Sonsuza-dek-genel-yönetici}, <Allah> kelimesinin anlamıdır. <Allah> kelimesi isimdir, Kur’an da İsim, İsim olarak işlem görmez. Her ismin bir anlamı vardır ve O doğrultu da işlem görür. Örneğin: Şenol- çok şendir, Yaşar- yaşıyor –şeklinde. 

        6/102.Ayetinde geçen <Allah> kelimesi, <Allah> olarak tercüme edilmez, öylece cümle eksik kalır. Dolayısıyla cümlede ki <Allah> kelimesi, anlamı ile anlam verip tercüme edile-bilinir. Geniş bilgi: “Yaratıcı yüce Allah: Kur’an’ı yeniden veriyor” adlı kitapta. <Allah> = {Sonsuza-dek-genel-yönetici}.

       6/102. Ayeti, gelenek dilde: <sizin Rabbinizdir sizin yöneticiniz, Ondan başka Yönetici yoktur. Her şeyi “O” yarattı, O-nu üstlenin. O-dur her şeye vekil>.  Ayet bize, tüm beşeri sistemler, yaşamlarını “kendilikli” ve Dünya zeminli yürüttükleri için yaşamın Amaç ve anlamını kedi çıkarları uğruna harcayarak geleceklerini Cehennem yaptıklarını –öğretiyor. 

      Diğer yandan canlı-varlıkları gayrı-meşruyollardan kullanarak yaşamın dengelerini bozduklarını anlatarak- başta İnsan olmak üzere tüm canlı-varlıkları ve tüm yaşamı- hakları ve hukukları çerçevesinde güvenle ebediyet içinde yönetecek olanın sadece Yaratıcı yüce Allah olduğunu –öğretiyor.

       Bunun için Ayette kä <Allah> kelimesi, anlamı itibarıyla verildi: <sizin Rabbinizdir sizin Sonsuza-dek-genel-yönetim-başkanınız> –buyurarak beşeri düzenleri geçersiz yaparak O-nun birliğine sarılmamızı emretmektedir.

 

       Toparlarsak: Yer ve göklerin ve aralarındakilerin sahibi ve yaratıcısı yüce Allah dır. Yeryüzünde ki tüm varlıklar birer Ümmet olarak bizim gibi her birinin birer görevi bulunmaktadır, hepsi de Yaratıcı yüce Allah’ın emrine göre yaşar ve çalışır. Buda şu demek olur: Eğer biz İnsan olarak onlardan yararlanacak olursak, onlar ile konuşamayacağımız için mutlak sahiplerine sorup izin almamız gerekir. Eğer izinsiz olarak alırsak, “gayrımeşru” davranmış oluruz ki, bu durumda ceza hükmü doğmuş olur, çünkü sahibinin izni alınmadan malından bir şeyler alınmış.

       Bir örnek: Bir memlekette bir vatandaş, bir başkasının malını haksızca almış. Haksızlığa uğrayan vatandaş da kendi başına ona ceza vermeye kalkışırsa, bu sefer kendi suçlu duruma düşer. Çünkü O milletin bir devleti vardır ve O devlet de, Güveni kendi yasaları çerçevesinde yürütür, bir başkaları karışamaz. Sonuçta ceza aynen verilecek, ancak ceza, meşru yoldan verilecek, yanı görevliler tarafından verilecek, kişiler kendi çıkarlarını kollayacakları için aralarında hak vehukuku, gerektiği şekilde kollayamaz.

       Eğer dünyamızın ve üzerinde yaşayanların bir sahibi varsa ki vardır ve eğer yeryüzünde yaşayan Canlı-varlıklar bizim gibi birer Ümmet ise, O zaman milletsel varlıklar arasında ki çıkar sağlayışlar, sahibinden izin alınarak yürütülecek.

 

      Ancak biz diğer Canlı-varlıklarla direk konuşamadığımız için sahiplerinden izin almamız gerekir. Bizim ve onların sahibi olan yaratıcımız yüce Allah, bu işlerin meşruyollardan nasıl yürütüleceğini- kendi verdiği kutsal kitaplarda açık seçik emretmiştir.

Böylece tüm Canlı-varlıklar, yaratıcıları olan yüce Allah’ın emrine göre davranıp yapmakla yükümlü olduklarını yaparak, gereken hizmeti vermektedirler.

 

       Bunun iki yanı daha vardır. 1) Yaratıcımız yüce Allah, Kur’an okutup kendi yüce Adını andırarak- incitilecek olanları, verilecek acıları hissetmeyecek derecede vücudundan ayırarak ağrıları sezdirmemektir, diğer bir deyişle: okunan Kur’an Ayetleri, uyuşturmak görevini sağlar. O esnada yapılan tepişmeler, sinirsel tepişmedir. Öylece vücutta bulunan Kan, son damlasına kadar vücuttan çıkarak saf Et geri bırakır, çünkü Kur’an hükmüne göre Kan yermek, “yasaktır”. Bunun sağladığı sağlıkla alakalı olan kısmına, şu bağlamda girme gereği görmüyorum. 2) alınacak olan Canlı-varlıkların alınması, “meşrulaştırılmıştır” =yasal olmuş olur, yenmeleri de, helal olur.

       Bu emre uymayıp kendilikli (tevekkel) davranıp ortalıktan bir Canlı-varlık alarak onu İlaç ve cereyan veya da sopalarla vurarak öldürüp sonrasında onu yemek, “gayrımeşru” olmakla beraber bu tür davranalar, yaptıklarından sorumlu tutulacak.

 

Her şeyin yasal olabilmesi için:

 

          Kesime, İşe ve yemeğe başlarken <Besmele>

بِاِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَانِ الرَّحِيمِ  Ayetinin okunma şartı:

 

6/118  اَعُذُ باِللهِ مِنْ الشَيْطاَنِرَّجيِمْ  - فَكُلُوا مِمَّا ذُكِرَ اسْمُ اللَّهِ عَلَيْهِإِنْ كُنتُمْ بِآيَاتِهِ مُؤْمِنِينَ

       Tercüme, önce Kur’an dilinde: 6/118 [Eğer Yaratıcının {gidişatı-bildirenleri} ile {güvence-alıyorsanız}, üzerlerine Allah’ın adı anılanlar dan yeyin] gelenek dilde: <eğer Yaratıcı yüce Allah’ın Ayetlerine inanıyorsanız, üzerlerine Yaratıcı yüce Allah’ın adı anılanlar dan yeyin>. Bu tür Emir, daha çok Ayetlerde- tekrarlanmaktadır.

 

Aynı konuyla alakalı başka bir Ayet:

6/121  اَعُذُباِللهِ مِنْ الشَيْطاَنِرَّجيِمْ  - وَلَاتَأْكُلُوا مِمَّا لَمْ يُذْكَرْ اسْمُ اللَّهِ عَلَيْهِ وَإِنَّهُ لَفِسْقٌوَإِنَّ الشَّيَاطِينَ لَيُوحُونَ إِلَى أَوْلِيَائِهِمْ لِيُجَادِلُوكُمْ وَإِنْأَطَعْتُمُوهُمْ إِنَّكُمْ لَمُشْرِكُونَ

       Tercüme, önce Kur’an dilinde: 6/121 [Üzerlerine Allah’ın adı anılmayanlar dan yemeyin. O, {dışarı-geçip-kalanlara} aittir. Yan-çekenler, size karşılık-versinler diye {çeki-yönlendiricilerine} sezdirirler. Eğer onlara {bir-iş-görürseniz}-işe-karışanlara ait olursunuz].

 

 فِسْقٌ = Dışarı-geçip-kalış = yemek listeniz den çıkartıldı. Yasa dışı –Haram, İslam’a karşı davranmak.

مُشْرِكُونَ = İşe-karışmış olmak, Yaratıcınız yüce Allah’ın işine-karışmış olursunuz.

 

      6/121. Ayeti, gelenek dilde:<Üzerine Yaratıcı yüce Allah’ın adı anılmayanlar dan yemeyin, yiyenler, haram Et yemiştir. Yanı-çekenler, sizi kendi taraflarına alsınlar diye-yönetmenlerine emrederler. Eğer onlara itaat ederseniz, müşrik olursunuz =yaratıcınız yüce Allah’ın işine karışmış olursunuz>.

 

Yaratıcı yüceAllah’ın işine karışmanın aftan mahrum kalması:

 

4/48     اَعُذُ باِللهِ مِنْ الشَيْطاَنِرَّجيِمْ - إِنَّ اللَّهَ لَا يَغْفِرُ  أَنْ يُشْرَكَ بِه

       Tercüme, önce Kur’an dilinde: 4/48 [Allah, O-nun ile işe-karışmayı özgürleştirmeyecek] gelenek dilde: <Yaratıcı yüce Allah, O-nun işine karışmayı affetmeyecek> başka bir deyişle: Yaratıcı yüce Allah, O-nun Yönetim işine karışmayı veya karışanları, affetmeyecek.

 

Mutlak kesimyapılmasının- yasal hükmü:

 

 22/34 اَعُذُ باِللهِ مِنْالشَيْطاَنِرَّجيِمْ  - وَلِكُلِّ أُمَّةٍجَعَلْنَا مَنْسَكًا لِيَذْكُرُوا اسْمَ اللَّهِ عَلَى مَا رَزَقَهُمْ مِنْبَهِيمَةِ الْأَنْعَامِ فَإِلَهُكُمْ إِلَهٌ وَاحِدٌ فَلَهُ أَسْلِمُوا وَبَشِّرْالْمُخْبِتِينَ

      Tercüme, önce Kur’an dilinde: 22/34 [Eğitigiller den bakıma-alınanların üzerineAllah’ın kimliklerini anamaya ait her katılıma çeki-düzenleyişler koyuverdik.Sizin yöneticiniz tek yöneticidir. O-na ait {yolu-yordamına-koyun}.{Derleyi-düzeltenlere} bellet]

       22/34. Ayet, gelenek dilde: <Biz, size geçim kaynağı olarak verdiğimiz çimenle geçinen hayvanlar dan bakıma aldıklarınızın üzerlerine Yaratıcı yüce Allah’ın adının anılması için, tüm birleşik-milletlere –yasalar verdik. Sizin tek yöneticiniz var. İşlerinizi yaratıcınız olan yüce Allah adına yolu-yordamına koyun. Bunları derleyip-düzeltenlere –bellet>.

     Eğitigiller = genelde Çimen yiyerek geçinen hayvanlar. Eğitigiller oluşlarının nedenini “Yaratıcımız yüce Allah: Kur’an’ı yeniden veriyor” adlı kitapta veya Almanca dan yayınladığım “Bei Schwierigen Fagen: Lass den Kur’an sprechen” adlı kitapta, genişçe açıkladım, gerekli görenler sözü edilen kitaplardan bilgi edine-bilirler.

 

         Et kesimin farz oluşunu bildiren bir Ayet:

 

22/36  اَعُذُباِللهِ مِنْ الشَيْطاَنِرَّجيِمْ  -وَالْبُدْنَ جَعَلْنَاهَا لَكُمْ مِنْ شَعَائِرِ اللَّهِ لَكُمْ فِيهَا خَيْرٌفَاذْكُرُوا اسْمَ اللَّهِ عَلَيْهَا صَوَافَّ فَإِذَا وَجَبَتْ جُنُوبُهَافَكُلُوا مِنْهَا وَأَطْعِمُوا الْقَانِعَ وَالْمُعْتَرَّ كَذَلِكَ سَخَّرْنَاهَالَكُمْ لَعَلَّكُمْ تَشْكُرُونَ

      Tercüme, önce Kur’an dilinde: 22/36 [Ve Allah’ın {derleyi-tuttukların} dan size ait istiflemeye koyu-verdi. Onların içinde size ait uğruna-biçilişler vardır.{sıraya-konulduklarında} üzerlerine Allah’ın adını anın. Ne zaman onların {boşa-verileceklerine} {ilgili-gösterilince} onlar dan yeyin ve memnun-etmeye ve {birşeyi-kalmayanlara} yedirin. Böylece {elverişli-olasınız} diye onları size ait {kıvrayıp-tuttuk}]

      22/36. Ayeti, gelenek dilde:<Yaratıcı yüce Allah’ın derleyip-tuttukların dan Malcılık yapmanız için koyu-verdi. Onların içinde sizin için menfaatler vardır.  Kesmeye hazırlandıklarında, üzerlerine Yaratıcı yüce Allah’ın adını anın. Ne zaman onların Kan ve gübrelerini çıkarırsınız, onlardan yeyin ve kolu-komşuyu memnunetmeye ve bir şeyleri kalmayanlara da yedirin. Böylece elverişli-olasınız diye-onları sizin hizmetinize verdi>.

      Kesmek için ayırdığınız O bakıma alınan Eğitigillerin = çimen yiyen hayvanların boşa-verileceklerine ilgi-gösterince =Kan ve gübrelerinin çıkartılmasına mutlak ilgi gösterin veya temizlenmelerine önem verin, kesip hemen doğramaya başlamayın. Temizlenmeleri yapılınca- ister satın ister yeyin ve kolu-komşunuza ve bir şeyleri kalmayanlara da yedirin.

 

Yasaklanan kesimçeşitleri:

 

5/3  اَعُذُباِللهِ مِنْ الشَيْطاَنِرَّجيِمْ  - حُرِّمَتْ عَلَيْكُمْ الْمَيْتَةُ وَالدَّمُوَلَحْمُ الْخِنزِيرِ وَمَا أُهِلَّ لِغَيْرِ اللَّهِ بِهِ وَالْمُنْخَنِقَةُوَالْمَوْقُوذَةُ وَالْمُتَرَدِّيَةُ وَالنَّطِيحَةُ وَمَا أَكَلَ السَّبُعُإِلَّا مَا ذَكَّيْتُمْ وَمَا ذُبِحَ عَلَى النُّصُبِ وَأَنْ تَسْتَقْسِمُوابِالْأَزْلَامِ ذَلِكُمْ فِسْقٌ الْيَوْمَ يَئِسَ الَّذِينَ كَفَرُوا مِنْدِينِكُمْ فَلَا تَخْشَوْهُمْ وَاخْشَوْنِي الْيَوْمَ أَكْمَلْتُ لَكُمْ دِينَكُمْوَأَتْمَمْتُ عَلَيْكُمْ نِعْمَتِي وَرَضِيتُ لَكُمْ الْإِسْلَامَ دِينًا فَمَنْاضْطُرَّ فِي مَخْمَصَةٍ غَيْرَ مُتَجَانِفٍ لِإِثْمٍ فَإِنَّ اللَّهَ غَفُورٌرَحِيمٌ

       Tercüme, önce Kur’an dilinde: 5/3 [Size 1) Kan 2) ölü ve 3) Domuz eti –yasaktır- ve 4) ne - Allah’ın püskürtüklerine onun ile {bir-el-oldukları} ve 5) boğulmuş ve6) {vurularak-öldürülen} ve 7) yuvarlanarak-ölen ve 8) {hayvanlar-arasında vuruşarak ölen} ve9) yırtıcı hayvanlarca yenmeye başlanmış, ancak yırtıcı hayvan eğitilmiş ise ve 10) {beri-bırakılıp} {üstüne-yığılan} ve eğer 11) {sarkıp-çıkartmak} {ön-bildirilmiş} ise. Bunlar bir-zat size ait {Dışarı-geçip-kalandır} = sizin yemek listenizden çıkartılanlardır.

      Bugün karayanlar, {dizi-derleyişiniz} den {denk-güdüldüler}. Onları {ön-düzeyde-tutmayın} -Beni {ön-düzeyde-tutun}! Bugün {dizi-derleyişinizi}{olanca-yaptım} ve size, {eğitim-değerlerimi} –{dolu-derledim} ve{dizi-derlenişinizi} {yolu-yordamına-koyarak} size ait{beklentileri-karşıladım}.

  – Ve kim yoksulluk içindezorlanırsa, aksatmaya meyletmenin püskürtülüşünde. Öylece Allah özgürleştirip {derleyi-kayırandır}]

 

Kesimi bildirenkelime ve anlamları:

 

Kur’an dilinde   Türkçe  /  Almanca

 

1)  الْمَيْتَةُ      Meyte = Ölü / gestorbene.

2) وَالدَّمُ        Deme = Kan / Blut.

3) الْخِنزِيرِ     Hınzır = Domuz / Schwein.

4) لِغَيْرِ اللَّهِ     Başkalarıadına kesilen / im Namen ausser Allmichtiger Allah.

5) وَالْمُنْخَنِقَةُ  Heneke = boğmak - boğarak  /erstickend.

6) وَالْمَوْقُوذَةُ  Kezefe = vurarak öldürmek /totschlagen.

7) وَالْمُتَرَدِّيَةُ   Redde =  düşmüş veya yuvarlanarak ölmüş /Heruntergestürtürzt.

8) وَالنَّطِيحَةُ   Nedtehe= hayvanlar arasında vuruşarak ölmüş / bei kämpfen gestorben.

9) السَّبُعُ        Sebeğe =  yırtıcı hayvanlarca yenmeye başlanmış / von Raubtier

                                     Angefressen.

10) ذُبِحَ        Zebehe = Beri-bırakılmış = kendinden geçtirilip bayılıp yere yığılan /

                                   Herlassen = Bewusstlos machen.

a) النُّصُبِ      Nesebe= Üstüne-yığmak / Anlegung – yere çökmek/umfallen.

                                  10 ve 10 a) = Bayılarak vücudu üzerine düşen

                                   /durch Bewusstlosigkeit umgefallen.

11) تَسْتَقْسِمُو  Keseme = Ön-bildirmek/ Mıtteilen – mitgeteilt. Verasete yenibir şey

                                  yazmak / auf Erbe wasanders schreiben.

a) أَزْلَامِ         Zeleme = Sarkıp-çıkartmak/ Auslösen. Veraseti değiştirmek /die Erbe

                                   verändern.

  

Diğer önemli üçkelime:

 

Zekiye = yırtıcı hayvan, av için eğitilmiş ise.

Fısk = Dışarı-geçip-kalış. Haram olarak bilinen veya yasak, cümle yapısına göre Yaratıcı yüce Allah’ın emrinden çıkıp karşı tarafa geçmek.

Heşiye = Ön-düzede-tutmak. Onları ön-düzeyde tutarak kendinize biçim vermeyin, Beni ön-düzeyde-tutarak kendinize biçim verin veya onlara bakarak kendinize çekidüzen vermeyin, kendinize- Bana bakarak çekidüzen verin.

 

       5/3 Ayetinin son iki cümlesi gelenek dilde: < Bugün karayanlar, dininiz den başka yol aldılar. Onları {ön-düzeyde-tutmayın} -Beni {ön-düzeyde-tutun}! Bugün dininizi {olanca-yaptım} ve size, {eğitim-değerlerimi} –{dolu-derledim} ve dininizi {yolu-yordamına-koyarak} size ait {beklentileri-karşıladım}.

 – Ve kim yoksulluk içinde zorlanırsa, alışkanlığa meyletmeden  yiye-bilir. Öylece Allah özgürleştirip {derleyip-kayırandır}>.

 

5/3 Ayetin içinden üç kesim çeşitleri:

 

5/3   اَعُذُباِللهِ مِنْ الشَيْطاَنِرَّجيِمْ  - حُرِّمَتْ عَلَيْكُمْ...   وَالْمَوْقُوذَةُ ...  وَمَا ذُبِحَ عَلَى النُّصُبِ ....وَأَنْتَسْتَقْسِمُوا بِالْأَزْلَامِ

 

     5/3 Ayetin içerisinde bulunan 11 çeşit kesimin günümüz ile alakalı olan 6, 10 ve 11 sayılı yasakları şunlardır:

1) “Vurularak öldürülen” hayvanlar- ister sopa ile ister cereyan ile ister kurşunla öldürülsün –eti yenmez.

2) “Beri-bırakılarak (kendinden ederek) bayılıp düşen” a) sopa ile vurup bayıltmak b) cereyanla çarpıp bayıltmak veya c) ilaçlar yoluyla bayıltıp vesonrasında kesime verilen hayvanların eti de yenmez.

3) “Verasetini değiştiren bir program verilmiş” ise- O tür hayvanın eti de yenmez.

      Eğer hayvan aldığı “bayılış”darbesinden ölür veya ölmez de ayağa kalkmadan –kesilirse, O çeşit kesimi yapanlar- Hayvan katilidir ve mutlak ceza görecekler. İnsanlar da, bu çeşit etlerden yiyemezler. Veraseti ile oynananlardan da –yenmez, kesin-kez haramdır.

       Domuz eti de, bundan dolayı yasaklandı, çünkü Domuz daha öncesinde başka bir hayvandı, veraseti ile oynandı ve Domuz olup pislik yedi. Bu konuda geniş bilgi isteyen, Almanca dan yayınladığım “Bei schwierigen Frage: Lass den Kur-an sprechen” adlı kitapta –bulabilirler.

 

Veraset (Gen) değişimi vehormon’lamanın  ve  yenmelerinin- yasak oluşu:

 

20/81  أعُذُباِللهِ مِنْ الشَيْطاَنِرَّجيِمْ  - كُلُوا مِنْ طَيِّبَاتِ مَا رَزَقْنَاكُمْ وَلَا تَطْغَوْا فِيهِ فَيَحِلَّعَلَيْكُمْ غَضَبِي وَمَنْ يَحْلِلْ عَلَيْهِ غَضَبِي فَقَدْ هَوَى

    Tercüme, önce Kur’an dilinde: 20/81 [Size ne geçim-kaynakları verdikse, yarayışlıların dan –yeyin ve onun içini {çığırından-çıkarmayın}! Üzerinize{uydurup-derlenen} {sıkıntısı-sarılır}. Ve kimin üzerine {uydurulup-derlenen} {sıkıntısı-sarılırsa}, güdülmüştür] güdülmüştür = Rahatlık bulamaz  O, verasetini kurcalayıp ardından verdiğiniz hormonlar, yasak olmakla beraber- yediğinizde size sıkıntı ve bunaltı (stres veya physiksel gerilim) verir, rahatlık bulamazsınız, fıttırırsınız. “Sıkıntı sarar” ikilemli kelime, vücutta yağ bağlar ve kilonuzu artırarak gerilim ve bunaltı oluşturur –anlamını da beraberinde götürür.

       Veraset değişimi ve hormonlamak, 5/3Ayetinde de yasaktır. Daha çok Ayetlerde de- başka konular muvacehesinde–yasaklandı.

       20/81. Ayeti, gelenek dilde: <size verdiğimiz geçim-kaynakların- size ait yaratılanların dan yeyin. Onların içini çığırından-çıkartmayın= verasetlerini değiştirip şişirmeyin. Yaparsanız, yediğiniz zaman üzerinize değişiklikler yapıp size sıkıntı verir = stres yapar. Kim sıkıntılara maruz kalırsa, rahatlık bulamaz olur>.

        “Çığırından-çıkarmayın” ikilemli kelime, Kur’an da <Değa> olarak geçer.<Değa> kelimesinin ne anlama geldiğini daha kolay bilip anlamak için örnek bir Ayet:

 

69/11  اَعُذُ باِللهِ مِنْالشَيْطاَنِرَّجيِمْ  - إِنَّا لَمَّا طَغَى الْمَاءُ حَمَلْنَاكُمْفِي الْجَارِيَةِ            

    Tercüme, önce Kur’an dilinde: 69/11 [Biz, ne zaman Su {çığırında-çıktı}, sizi Gemide taşıdık]. Ayette büyük Peygamber Nuh a.s. zamanında gerçekleştirilen Su tufanından bahsediliyor. <Su ne zaman   “çığırından çıkıp”  dağları aştı, sizi Gemi de taşıdık>, siz de suyun çığırından çıkması gibi Verasetlere saldırıp onları öylece çığırından çıkartmayın = verasetlere saldırıp homonlarla şişirmeyin.

 

Bilgilendirmek: Ayetler de, bitkilerin gübre yoluyla büyümelerini sağlamak helal ve önerilir. Eğitigillerin (çimen yiyen hayvanların) da  iyi beslenip tavlanmalarını sağlamak için iyi bakmak da- serbesttir. Ayetler sadecem verasetleri karıştırıp dışardan etkilemeyi- yasaklıyor.

 

Verasetlere (genlere) saldırmanın yasak oluşu

 

Dünyanın dengelerini değiştirmeklealakalı bir Ayet:

 2/205 اَعُذُباِللهِ مِنْ الشَيْطاَنِرَّجيِمْ  -  وَإِذَا تَوَلَّى سَعَى فِي الْأَرْضِ لِيُفْسِدَ فِيهَا وَيُهْلِكَالْحَرْثَ وَالنَّسْلَ وَاللَّهُ لَا يُحِبُّ الْفَسَادَ

       Tercüme, önce Kur’an dilinde: 2/205 [Ve yeryüzünde belirginleşip {çekip-yönlendirdikleri} zaman, oranın içerisinde Ekin ve {ön-yollanışları) = verasetleri (genleri)  {güçten-çıkartarak} dengeleri-bozarlar. Allah dengeleri-bozanlara içtenlikle-yaklaşmaz} (=sevmez)].

         2/205. Ayeti, gelenek dilde: <yeryüzünde güç-sahibi olup yönetmeye kalktıkları zaman, ekinlerin verasetine (genlerine)  saldırarak soyları güçten-çıkartırlar. Verasetine saldırılanlar dan yiyenler, çocukkısırlığına ve bitkisel dünyanın tohum kısırlığına neden olup- yaşamın dengelerini bozarlar. Yaratıcı yüce Allah da, yeryüzünde dengeleri bozanları sevmeyecek>.

 

Dikkat!

 

20/61 Ayetinde, verasetlere saldırıp hormonlarla şişirilen bitki ve ekinlerin- insanlara rahatsızlık (stres) vereceği–öğretilirken 2/205 Ayette de, verilen rahatsızlıklar, zamanla çocuk kısırlığına neden olacağı öğretiliyor.

 

      Dolayısıyla tüm ekinlerin ve hayvanların verasetine saldırıp yaratıcımız yüce Allah’ın koyduğu düzeni bozmaya kalkanların- verasetlerini bozarak bozdukları Ekin ve Hayvan ürünlerini yiyen tüketici, verasetlere saldıranlar gibi- sorumlu tutulacaklar, çünkü verasetleri kurcalanan ürünleri- insanlar alıp yiyor, eğer kimse almaz ise, bozguncular daha verasetleri karıştırmazlar. Dahası bozguncular, tüketicinin verdiği ticari para ve vergilerle çalışmaktadır.

Dolayısıyla, kıyamet günü hiç kimse:ben suçsuzum –diyemeyecek.

 

Verasetlere (genlere) saldırıp yaşamın dengelerini bozanlara verilecek –ceza

 

5/32  أعُذُباِللهِ مِنْ الشَيْطاَنِرَّجيِمْ  -  مِنْأَجْلِ ذَلِكَ كَتَبْنَا عَلَى بَنِي إِسْرَائِيلَ أَنَّهُ مَنْ قَتَلَ نَفْسًابِغَيْرِ نَفْسٍ أَوْ فَسَادٍ فِي الْأَرْضِ فَكَأَنَّمَا قَتَلَ النَّاسَ جَمِيعًاوَمَنْ أَحْيَاهَا فَكَأَنَّمَا أَحْيَا النَّاسَ جَمِيعًا وَلَقَدْ جَاءَتْهُمْرُسُلُنَا بِالْبَيِّنَاتِ ثُمَّ إِنَّ كَثِيرًا مِنْهُمْ بَعْدَ ذَلِكَ فِيالْأَرْضِ لَمُسْرِفُونَ

          5/32 [Böyle bir aklanış dan İsrail oğullarına (Tevrat’ta) yazdık, kişiyi püskürtmek ile kim O kişiyi beri-vurursa, veya yeryüzünde dengeleri-bozarsa, tüm insanları öldürmüş gibidir, ve kim onları {ileri-derleyi-verirse}- tüm insanları {ileri-derleyi-verir} gibidir.

       Ve onlara bizim Baş-yollandırıcılarımız {öne-düze-konuşlar} ile geldi de onlar dan çoğu, bunların ardından yeryüzün de, aşırı-gidiyorlar].

       Gelenekdilde: <Biz İsrail oğullarına Tevrat’ta yazmıştık, kişiyi öldürmek kastıyla-kim O kimseyi öldürürse veya yeryüzünde dengeleri bozarsa, tüm insanlığı öldürmüş gibidir, kimde Yaratıcı yüce Allah’ın koyduğu düzeni bozmaz ve insanı yaşamaya bırakırsa, tüm insanları – ileri-derleyi-verir –  gibidir = tüm insanları rahat bırakmış gibidir…>.

 

Verasetlere (genlere) saldırıp onları hormunlarla şişirmenin arkasında kimin olduğunubildiren bir Ayet:

 

Ayet, şeytanın insanlaradayatacaklşarını bildiriyor:

 4/119  اَعُذُ باِللهِ مِنْ الشَيْطاَنِرَّجيِمْ  - وَلَأُضِلَّنَّهُمْ وَلَأُمَنِّيَنَّهُمْعوَلَآمُرَنَّهُمْ فَلَيُبَتِّكُنَّ آذَانَ الْأَنْعَامِ وَلَآمُرَنَّهُمْفَلَيُغَيِّرُنَّ خَلْقَ اللَّهِ وَمَنْ يَتَّخِذْ الشَّيْطَانَ وَلِيًّا مِنْدُونِ اللَّهِ فَقَدْ خَسِرَ خُسْرَانًا مُبِينًا

          Tercüme, önce Kur’an dilinde: 4/119 [Onları {söküp-çözeceğim} ve onlara {güvence-almayı} bildireceğim ve onlara Eğitigillerin {yon-yolluklarına} {el-sokmayı} emredeceğim ve onlara emredeceğim de Allah’ın yarattıklarını püskürtecekler.

         Ve kim Allah’ın {dizi-derlediklerin} den Yan-çekeni {çeki-yönlendirici}alırsa, {önü-sıra-düze-konmuş} bir kayıpla, -kayba-uğramıştır] son cümle: geleceğe yönelik bir kayıpla- kayba uğramıştır.

         Ayet genelde şeytanın ilk-kez Yaratıcı yüce Allah’a karşı fikir beyan edip işten çıkartılınca, insanları yoldan çıkarmak için izin istedi, ona izin verilince çok vaatlerde bulundu, onlardan bir Ayet: gelenek dilde <ve ben insanları Soy ve aileden söküp-çıkartacağım, kendilerine güvenir yapacağım, onlara çimencil hayvanların döllenişlerini-Öküzlerle değil- ellerini eldivenlerle sokarak yapmayı emredeceğim. Onlara emredeceğim de Yaratıcı yüce Allah’ın yaratıklarını püskürtecekler =verasetlerine saldırarak hormonlarla şişirecekler.

        Kim Yaratıcı yüce Allah’ın yarattıklarından yan-çekeni = şeytanı çeki-yönlendirici alırsa, geleceğe yönelir bir kayıpla, kayba uğramıştır>.

 

         Öylece şeytanın dayatmalarına boyun eğenler veya şeytana uyanlar, yeryüzünün her alanda dengelerini boza-geldiler. Eğer insanlar da onların yaptıklarına karşı çıkmazlarsa, fesatçıların  işledikleri günahlara, tüm insanlar da ortak olmuş olur.

 

Devamı geliyor                   Mustafa Beder