Dikkate sunuş:

     Kutsal kitabımız Kur-an % 90 civarında yanlış çevrilmiştir. Geçtiğimiz 25 yıl boyunca, ulaşabildiğim tüm medyalara çağrıda bulunuyorum: beni tüm medya ve bilirkişi heyeti (bir jüri) nezdinde insanların karşısına çıkartın ve ben Kur-anın yanlış çevrildiğini ispat edeceğim ve aynı anda da Kur-an’ın doğru tercümesini göstereceğim.

     İkna, yeterli değil, her şey anlaşılabilir olmalıdır. Hiç kimse bana bu güne-dek bir olanak sağlanmadı.

 

Karakterler

 

{ } = geliştirilen yeni kelimeler.

[ ] = kelimesi kelimesine tercüme edilmiş ayetler.

< > =  kelimesi kelimesine yapılan tercümenin daha iyi anlaşılması için gelenek dilde tercüme edilmiş ayetler.


Önsöz 

     İslam’ın Kutsak kitabında, çok tartışılır ve çelişkili Ayetler var, zararsız denemeyecek kadar tutarsız, sadece insanlar için korkutucu değil, yaşamın sahibi Yüce Allah'ı çok kötü tanıtan birçok kritik Ayetler vardır.

     İslam dünyası bu konuda bir sorun edinmedi, çünkü Kur-anda Cennete giden yolu gösteren yeterli ayetler var. Böylece korkunç ve endişelendiren ayetleri göz ardı bırakır.

     Sadece İslam’a sahip olmayan insanlar, Kur-anı tarafsız olarak okuyorlar ve nelerin endişelendirdiğini görüyorlar ve bazıları korku üreten Ayetleri propaganda malzemesi olarak alıyor ve vatandaşlarını kışkırtıyor.

         Bütün bunlardan İslam zarar görmektedir.

 

     Eğer Kur-an, çeviri kuralıyla tercüme edilir ise Yaratıcı Yüce Allah’ın saltanatına uymayan tüm korkunç iftiralar, ortadan kalkar.

     Maalesef, İslami entelektüeller bu korkunç iftiralar ortadan kalksa bile, başka hiçbir çeviriyi kabul etmiyorlar. Etseler de etmeseler de bu Kur-an artık gerçek içeriğine kavuşmuş olacak.

    Tek çözüm, tercüme yapılır iken kelime ve Ayetlerin Anlamları = verilecek yasanın neden verildiğini gösteren nedenleri ortaya koyarak okuyucunun ikna olmasını veya ikna olarak anlamasını sağlamak ile mümkün olur. Öylece vaizlere, imamlara ve müftülere ihtiyacınız kalmaz. Kişi kendi okur ve anlar ve bu ayetlerin Yaratıcı Yüce Allah'ın yüce sözleri olup olmadığını belmiş olur.

      Bu nedenle, Allah'ın Birliğinin (=partisinin) bu tüzüğünde ilk önce verilen Ayetlerin anlamları ve sonrasın da Birlik = parti yasaları verilecek. Önce nedeler ve anlamlar, nelerin ne için verildiği. Çünkü verilen yasalar sadece Dünya hayatını kapsamıyor.

     Bu nedenle, Allah'ın-Birliğinin bu tüzüğünde, maddeler 1.2.3. vb. olarak verilmeyip önce nedenler ve anlamlar verilecek.


                          Ön giriş

     Tüm dünyadaki siyasi sistemler ve dinler, onların partileri ve mezhepleri hayatta kalmak ve iktidar olmak için çalışırlar, bu nedenle dünyadaki yaşamı, dünya zeminli yönetirler = öbür dünyaya veya cennete bağlı değillerdir. Din içinde mezhepler ve partiler daha iyi idare etmek amacıyla kurulur, ancak kendilerine ait bir anayasaları yoktur, bu yüzden dinlere ve siyasi sistemlere bağlıdırlar.

     İslam, yaşamın kullanma öğretisidir. Bu nedenle, dünyadaki tüm dinlerin ve siyasi sistemlerin ve yaşayan herkesin yaşayabilmeleri için gerekli olan Güven ve özgürlüğü sağlar ve öylece Dünya yaşamını Cennete göre nasıl biçimlendirileceğini öğretir.

     Bu nedenle, İslam bir parti olarak veya siyasi bir sistem olarak kabul edilemez, bizim anladığımız Din anlamında- bir Din de değildir. 

     İslam, tüm insanları Yaratıcı yüce Allah'ın yönetim çatısı altında toplanmayı emreder, böylece güvenlik ve özgürlük içinde yaşarlar ve böylece cennete yönlendirilirler. Bu yüzden de İslam Birliği.

     Kur-an yanlış çevrilir ve bu yüzden İslam yanlış yorumlanır, bundan dolayı da birçok insan ondan = İslam’dan korkar ve endişelenir.

     İslam kendi içinde yaşamın düzenli bir şekilde sürdürülmesidir, farklı bir ifade ile: her şeyin inşa ediliş düzeni içerisinde İslam = her-şeyi-yolu-yordamında yürütmek,

İslam kelimesi Kur'an-ı Kerim dilinde = Her-şeyin-yolu-yordamı- anlamına gelir. Tüm Kur-an öğretisinden yola çıkarak İslam: insanların dünyevi yaşamlarını Cennetin beklentilerine göre “yolu-yordamına-koymak” anlamındadır.

     Bu nedenle İnsan, eğitime ve eğitilmeye muhtaçtır, eğitim İnsan için vazgeçilmezdir. Bu vazgeçilmez eğitimi verebilmek için dünyamızda 60 Din ve daha yakın zamanda politik sistemler kurulmuştur.

     Maalesef, bugün gördüğümüz gibi, bu dinlerin ve politik sistemlerin tümü kendi yaşamlarını kimseye eziyet vermeden sürdüremiyorlar. Bu nedenle yaptıkları kendi “Ezeli-yapı-biçimlerine” aykırıdır. Ve herkes ısrarla: Yaptığımız her şey, doğru ve de doğru yoldayız demelerine rağmen her zaman kinden daha kötü duruma doğru gidiliyor.

Ezeli-yapı-biçimi = bedenimize konmadan önce sahip olduğumuz kalite, zaten meleğe eşitti = günahsız ya da kusursuz.

     Sadece bundan dolayı başarılı değiller çünkü Ezeli-yapı-biçiminin eğitim değerlerine sahip değiller ya da bilmiyorlar. Ne yaparlarsa ve nasıl yaparlarsa yapsınlar, iyi niyetli olsalar bile, her zaman yanıltıcı veya yanlış yol üzerinde olurlar.

     İnsan düşünceleri aşan çok yönlü akıl ermez boyutta yaratıldı. Bu insandan sonsuz sayıda iyi ve kötü nitelikli çeşitler biçimlene-bilinir. Ancak insanın kendisi insan olarak hiç de fena değil.

     Örnek: Bir insan yalan söyler, içer, her türlü uyuşturucuyu kullanır, zina yapar, farklı maskeler takar, çalar, soygunculuk yapar vb. bu kimse çok tehlikeli ve kötü bir insandır.

Bu kişi Yaratıcı yüce Allah’tan affedilmesini ister ve Ezeli-yapı-biçim değerleri ile eğitilir ise, aniden aynı kişi, kısa bir sürede Melek tipi bir insan olur.


İnsan aldığı eğitim değerlerin biçimlenişi = ortaya konuşudur, iyi veya kötü.

     Bu, insanın hiç de fena olmadığı anlamına gelir. Belirleyici olan, eğitimi için kullanılan eğitim değerleridir. Buna göre, sonuç görünür.

     Ancak bizim tarafımızdan hazırlanan hiçbir eğitim değeri iyi olarak tanımlanamaz, çünkü iyilik bazıları için iyi, bazıları için kötü olabilir. Bu nedenle insanlar, insan olmak için ölçü veya kıstas belirleyemezler veya da koyamaz.

       Örnek: ABD'nin eski bir başkanı şunları söyledi: Ben en iyilerin en iyisiyim, güçlülerin en güçlüsü-yum. İnsanların ona tamamen güvenmediğini fark ettiğinde bir tane daha ekler: Ben Mesih'im. Böylece hem manevi hem de fiziksel gücü ve büyüklüğü edinmiştir = o dünyada en iyi eğitilmiş kişidir. Daha sonra müttefiklerini topladı ve onlarla beraber suçsuz masum ülkelerin üzerine yürüdü ve işgal etti, yaşlı ve çoluk-çocuk demeden milyonlarca İnsan katletti.


     Bugün tüm yaşam eğitimli ve tahsilli kimselerden çekiyor ne çekiyorsa. Sunulacak başka hiçbir şeyleri yok, hatta makam ve terfileri bile kurtarmıyor.

     Sadece Ezeli-yapı-biçim değerleri bizi ve hayatlarımızı kurtarabilir. Bunun ilk kanıtı Hiz-bu-Allah’ın = İslam birliğinin (=partisinin) tüzüğü ve Almancadan yazdığım: Ağır sorular için Kur-an konuşsun adlı kitapta.

    - İslam, kimsenin kimseyi sömürmesine, ezmesine, öldürmesine veya öldürmesine izin vermez.

     - İslam, yaşamın, siyah veya beyaz insanların, hem de inanmayanların ve tüm hayatın güvenlik ve özgürlük garantisidir = yaşayabilmenin garantisidir.

     Çünkü İslam'ın sahibi ve yayıncısı her şeyin sahibi ve mimarıdır. O, bizi bu dünyamıza yerleştirdi ve ne yapmak istediğimizi görmek istiyor, ona göre de ahiretteki ve dolayısıyla sonsuzlukta nasıl bir yaşam istediğimizi bize yaptırmak istiyor. Buna bağlı olarak, gelecekteki yaşamımızı hazırlatıyor. Bu yüzden ilk önce güvenlik ve özgürlüğü koydu, böylece herkes başkalarının güvenlik ve özgürlüğüne engellik vermeden yapmak istediklerini yapabilir, çünkü ister siyah veya beyaz olsun, ister inanan ister inanmaz olsun hepimizin güvenlik ve özgürlüğe ihtiyacı var.



 

 

 Hizbu-Allah >         Allah'ın birliği

Dünya -

İslam-birliği,

tüm Dünyaya tanıtılmaktadır.


www.islamverein.com