İslam aydını, İslam dünyasına, insanlık tarihinin en karanlık çağını yaşatıyor.

Evet, neden Kur'an boşaltıldı.

Kur’an, İnsan olmanın ölçülerini taşır, Kur’an,Dünya işlerini A – Z, Cennet’e göre nasıl biçimleneceğini öğretir. Dolayısıyla Kur’an, İnsan hayatının tümüne taliptir. Tüm bunları gerektiği şekilde yaptıra-bilmesi için de “Yönetim’in” Yaratıcı yüce Allah’a ait olmasının gerekli olduğunu şart koşar. Yoksa Kur’an hükmüne göre –Cennet yok.

 

İşte ipler bu nokta da kopuyor. Şeytan’ın dayatmalarına boyun eğenler, “yönetimi” kendi ellerine almaya çalıştı ve çalışıyor, öylece insanları Yaratıcı yüce Allah değil, bir kısım insanlar yönetmek istiyor. Bunu da Dünya işlerini ahretten kopartarak –yürütmek isterler.

 

Her şeyi Dünya zeminli yürüttükleri için de Yaratıcı yüce Allah’ın Yönetim yasalarını, insanların rahatlıkla cennetlerini kazanamayacağı zor ve anlamsız boyutta değiştirip daha sonra da, Yaratıcı yüce Allah’ın varlığını yok etmeye kalkışarak Kul ile yaratıcı arasına girdiler.

 

Örneğin: günümüzde tüm Dünya da eğitim için üniversite ve onun altyapı okulları –geçerledir. Dünyamız da 200 -e yakın siyasi devletler var, bu siyasi devletleri oluşturan 2800 civarında Millet, 60 civarında Din ve 270 civarında mezhep bulunmasına rağmen tek bir kesimin istediği eğitim düzeni olan üniversite sistemi geçerlidir. Sadece bu okul sistemine göre eğitim geçerli sayılıyor. Bu okulların diplomasını taşımayanlar cahildir ve onlar, devlet işlerine alınmaz ve çalıştırılmazlar da.

 

Neden bunca Millet ve onların adet ve geleneklerine rağmen tek bir okul ve eğitim sistemi –istenir, çünkü onlara göre tüm Dünya da tek bir anlayış = “tanrısızlık” hükmedecek. Ancak böylece Dünya yönetimini ellerine alıp her şeyi alan-talan yapa-bilirler.

 

Gezin ve tüm Dünya üniversitelerine bakın, aynı kitaplar, aynı dersler, hepsi de tanrısızlığa dayalı. Çünkü onların dediği: “bilimsel verilere göre Tanrı izine rastlanmamıştır”, dolayısıyla Yaratıcı olarak yüce Allah’ı Tanrı kabul etmezler. Sanılarınca Yaratıcı yüce Allah’ı bir efsaneye dönüştürüyorlar.

 

Peki, bu dünyayı kim yarattı? Onların tozdan tanımladıkları bir atomları var, işte bu atom her şeyi yaratırmış. O bir toz parçasından tanımladıkları atom da, kimyasal alanda parçalanmaz, sadece fiziksel olarak parçalanır. Fiziksel koldan ne isterlerse yaparlar, çünkü atom dedikleri bayağı bir toz parçasıdır, düşünemez, konuşamaz da. O atoma, ne isterlerse yaptırırlar.

 

İşte bu toz parçası olan atomla her şeyi yaratırlar ve sonra aynı atomla hepsini bombalar yok ederler.

 

Tüm üniversiteler de görev yapan binlerce yüksek tahsilli, yüksek terfili, yaşları 25 – 70 arası öğrettikleri tek şey,“tanrısızlık”, hangi derse girerseniz girin, Tanrı yok, çünkü bu yüksek tahsilli öğretmenler, “bilimsel olarak Tanrı izine rastlamamışlar”, bu cümleyi de sopa olarak kullanıp herkesi saptırmaya çalışırlar.

 

İnsanlara tanrısızlığı yutturduk dan sonra artık her şey onların. İstedikleri bitkilerin verasetine saldırıyor, hormonlarla şişiriyorlar. Diğer yandan İneklere, koyunlara ve daha nelere eldivenlerle girip çıkarak iffetlerini kirletip varlıklarını değiştiriyorlar. Saldırmadık ve kirletmedik yaratık bırakmayacaklar.

 

Diğer yandan Altın ve Gümüş-un yerine banknot bastırıp emeksiz ve çabasız dünyayı satın almaya kalktılar. Bir yandan faiz öbür yandan kira, diğer yandan pahalılık ve borsa, İnsan hayatını ipotek altına aldılar. Yaratıcı yüce Allah’ı devre dışı bıraktıkları için artık Dünya ve yönetimi –onların, insanları yeryüzünde para karşılığı kira ile oturtuyorlar.

 

Şimdi de kadını devreden çıkarmak için şişelerde İnsan yetiştirecekler. Kadın hem cinsel ve hem de genel alanda sadece reklam ve paspas bezi olarak kullanılacak. İncitmedik, acıtmadık bozmadık hiçbir şey bırakmıyorlar.

 

Tüm bunları rahatlıkla yapa-bilmek için önce  “Müslüman diye görünen”  birileri ile iş-birliği yaparak Kur’an’ı boşaltılar. Şimdi Kur'an'ı nasıl boşaltılar, hep beraberce -görelim.

 

Kur’an’ın anlamları nasıl değiştirildi, kısaca birkaç örnekte görelim:

 

1. örnek:

Yaratıcımız yüce Allah, istediğini affeder, istediğine azap eder.

Ayet: 2/284  

اَعُذُباِللهِ مِنْ الشَيْطاَنِرَّجيِمْ  - فَيَغْفِرُلِمَنْ يَشَاءُ وَيُعَذِّبُ مَنْ يَشَاءُ وَاللَّهُ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ

 

Ayetlerin tercümelerini Diyanet işleri başkanlığı ISBN 975-19-2894-X tercümesinden alıyorum:

[...dilediğini bağışlar, dilediğine azap eder. Allah’ın gücü her şeye hakkıyla yeter].

 

İkinci bir Ayet: 14/4  

 اَعُذُ باِللهِ مِنْ الشَيْطاَنِرَّجيِمْ  - فَيُضِلُّ اللَّهُ مَنْ يَشَاءُ وَيَهْدِيمَنْ يَشَاءُ وَهُوَ الْعَزِيزُ الْحَكِيمُ

[... Allah dilediğini saptırır, dilediğini de doğru yola iletir. O mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir].

 

Kısa bir tesbit: Her şey den önce, Yaratıcı yüce Allah’ın “dileği”= dileme veya isteği yoktur. Yaratıcının “dileme ve isteği” olmaz, kiminden ne dileyecek veya isteyecek. Dilemek, istemek, arzu etmek eğilimleri, yaratılan varlıkların hasletleridir, yaratılanların yaratıcılarına yönelmek eğilimleridir. Yaratıcının bu tür eğilimleri yoktur.

 

Güç ve iktidarı zayıf olan biri, güçlü ve iktidar sahibi olan birinden herhangi bir yardım “diler” ister veya arzu eder., yardım dileğinde veya istediğinde bulunur.

 

İkinci olarak: eğer Yaratıcı, istediğini “hidayete” ve istediğini “dalalete” erdirir ise, O zaman insanların hürriyetini ellerinden alır, dahası, insanları yaptıklarından dolayı sorumlu tutup hesaba çekmek gereği kalmaz. İnsanlar ne yaparlarsa yapsınlar- işe yaramaz, çünkü Yaratıcıyüce Allah istediğini Cennete istediğini de Cehenneme koyacak. İnsanlar ister Müslüman ister gavur olsun, yaptıkları iyi de olsa hiçbir şeye yaramaz.

 

Evet, tek bir kelime ile tüm Kur’an’ın hükmünü kaldırdılar, dahası tüm yaşamın Anlam ve amacını ayaklar altına aldılar. Bunu da görüldüğü gibi tek bir kelime ile yaparlar.

 

Sen, Yaratıcı yüce Allah istediğini yapar–dersen, öbürüde gelir “kader” konusunu ortaya koyarak ne yaparsa “kadere”yükleterek kendisini temize çıkarır. Eline taşı alıp öbürünün başını yarar ve sonra: ne yapalım “kader” böyle imiş –der ve sıyırır. 

Gavurca yaşayanlar, Yaratıcı yüce Allah böyle istiyor –der ve sorumluluğunu Yaratıcı yüce Allah’a yükler. Sonuçta tüm Dünyada işlenen vahşetlerin sorumluluk ve vebalini Yaratıcı yüce Allah’a yükler. Sayın saya-bildiğiniz kadar. Tek bir kelime ile neler yapılıyor.

 

Bu koca iftirayı da imamlar, şeyhler, liderler, başkanlar, müfettişler, müftüler, vaizler, hocalar, doktor ve profesörler yaşları 25 – 70 arası yüksek tahsilli ve deneyimli insanlar yapıyor. Şu yaptıkları kocaman yanlışa bakın. Oluşturdukları şu kocaman çelişki ve tutarsızlığa bakın. Kendi dinlerini ve kutsal kitaplrını saçmaya dönüştürdüler.

 

Daha ilerde kısaca değindik: birileri, Müslüman görünen bir başkaları ile Kur’an’ın içini boşaltı ve öylece iktidarı ellerine alarak dünyayı alan-talan yapıyor, okey!

 

“Peki, bunca İslam âlimi ve düşünürü hocasıyla bin seneden fazladır nasıl olur da bu oyuna gelip bunca büyük iftiraları inandık dedikleri Yaratıcı yüce Allah’a isnat ediyorlar”.

 

Okuyucu kardeş, şimdi bu iki Ayetin yanlış tercüme edildiğini göstermek için “dilemek ve istemek” anlamında verilen <Şae>kelimesinin, tercüme kurallarına bağlı kalarak Kur’an dilinde anlamlarını vererek  Ayetleri tercüme ediyorum.

 

<Şae> kelimesinin Türkçe karşıtı veya anlamı  “Gerekli-görmek-tır”. Bu anlam da olduğunu detayları ile görmek isteyenler Türkçe den yayınladığım “İslam Din-inde: yenileme ve diriliş adlı kitapta bula-bilirler.

 

Ayetlerin Kur’an dilinde tercümeleri:

2/284 [...{gerekli-gördüğünü}   bağışlar, {gerekli-gördüğünü} azaba bırakır]

14/4 [...gerekli-gördüğünü hidayete erdirir, gerekli-gördüğünü delalete bırakır]..Hatırlatmak: Ayette geçen diğer kelimelerin anlamları başkadır.

 

Müslümanlar arasında sıkça söylenen:<İnşa-Allah> = “Yaratıcımız yüce Allah “gerekli-görürse”–anlamındadır.

 

Yaratıcımız yüce Allah, tüm saltanatını gereklilik esası üzerine bina etti ve kıyamet günü, hesaplar hep gereklilik ve gerekçe esası üzerine yürütülecek. Yaratıcımız yüce Allah’ın saltanatında  “keyfiyet”   yoktur. Gerekli gördüğünü Cennete koyar = cenneti hak edeni Cennete koyar, cehennemi hak edeni de cehenneme bırakır. Ödül almayı hak edene hak ettiği ödülü verir, azabı hak edeni de azaba bırakır. Kim neyi hak etmiş ise- onu alacak. Cennete gitmek, kişiye gerekli görülecek.

 

2. örnek:

Bu örnekte göreceğimiz Ayette, yaratıcımız yüce Allah’ın yasalarını örtbas ediyorlar.

5/2     اَعُذُ باِللهِ مِنْالشَيْطاَنِرَّجيِمْ  - يَاأَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا لَا تُحِلُّواشَعَائِرَ اللَّهِ  

 

 [Ey iman edenler! Allah’ın (koyduğudin) nişanelerine… saygısızlık etmeyin..] <Yaratıcı yüce Allah’ın “nişanelerine” saygısızlık etmeyin>, hangi nişanelerine saygısızlık etmeyin? Bu cümle den ne anlaşılıyor?

Tercüme de geçen “nişaneleri” kelimesinin Ayette ki karşıtı <Şeğaire> -dır. Türkçe anlamı <Derleyi-tutanlar = yasalar>. “Saygısızlık etmeyin” ikileminin Ayette ki karşıtı <Helal>kelimesidir. Buna göre Ayetin tercümesi şöyle olmalı idi: <Yaratıcı yüce Allah’ın <yasalarını> helal etmeyin>-diyecekleri yerde <Allah’ın nişanelerine saygısızlık etmeyin> dediler. Buda bir şey ifade etmiyor.

 

Şimdi bakın bu muhteşem 5/2. Ayetin Kur’an dilinden ki anlamına:

[Siz Güvence-alanlar! Allah’ın {Derleyi-tutanlarını}“{uydurup-derlemeyin}...] Gelenek dilde: <Yaratıcı yüce Allah’ın size verdiği yasaları kafanıza göre uydurup derlemeyin> çıkarınıza göre veya işinize nasıl gelirse uydurup yeniden derlemeyin.

 

Ayet, tamamen hocalara aittir. Çünkü onlardır Ayetleri kafalarına göre değiştirenler. Eğer O birileri hocalar ile birlikte Ayeti Kur’an dilinde tercüme ve tefsir ederlerse, O zaman Kur’an’ın içini boşatamazlar, çünkü Ayet: <Yaratıcı yüce Allah’ın yasalarını derleyip-uydurmayın = Yönetimi elinize ala-bilmek için Kur’an hükümlerini altüst etmeyin.

<Yaratıcı yüce Allah’ın yasalarını> diyecekleri yerde,Yaratıcı yüce Allah’ın   “nişanelerine”, bu kelimeyi nerden buldularsa. <Derleyip-uydurmayın> diyecekleri yerde “saygısızlık etmeyin” diyorlar. Böylece Ayet hocalara hitap etmiş olmuyor. Tüm Kur’an’ı böyle tahrif ettiler.

Siz tercüme ve tefsir eden hocalar! Yaratıcı yüceAllah’ın size verdiği yasaları kafanıza göre derleyip-uydurmayın>, nasıl verildi ise, öylece koruyun. Ne yazıktır ki, hocalar dinlemiyor.

 

Bu iki örnekte görüldüğü gibi birileri Kur’an’ı O-den boşaltıp akla hayale gelmeyen şeylerle doldurdu ki, Kur’an’a Kitap demenin hiçbir tutarı kalmadı. Ne yazıktır ki- İslam aydını, bu yapılan saldırıyı kendi aleyhlerine olmasına rağmen bugüne dek koruya geldiler. Değiştirilmesine de asla olanak vermiyor. Yaratıcı yüce Allah’a karşı yapılan bu isyanı, sürdürmeye karalıdırlar.

 

İftiraların sonu gelmiyor:

 

3. örnek:

Kur’an’a rağmen kafadan uydurup İslam dinine eklenen cinayetler den bir örnek:

Kur’an’ın hiçbir yerinde zinaya kapılanlar hakkında taşlayarak öldürmek veya öldürmek hükmü yoktur.  

Ayet: 24/2 اَعُذُ باِللهِ مِنْالشَيْطاَنِرَّجيِمْ  - الزَّانِيَةُ وَالزَّانِي فَاجْلِدُوا كُلَّوَاحِدٍ مِنْهُمَا مِائَةَ جَلْدَةٍ  

[Zina eden erkekler den zina eden kadınlar dan her birine 100 değnek vurun...]

 

Kur’an da bunun dışında zinaya ait ceza müeyyidesi yoktur. Ama birileri karı diye sakladıkları onlarca karılarını zinadan korumak için taşla öldürmeyi kafadan uydurup uygulamaya koydu. Tüm İslam aydını da bu kafadan uydurulup yaratıcımız yüce Allah’a ve peygamberimize yapılan bu kocaman iftirayı bugüne-dek- besleyip geldiler.

 

İftiralara devam:

 

-         Yaratıcımız yüce Allah, kedisi için insan öldürmeyi emredermiş.

-         Katil birinin yerine, suçsuz bir insanı öldürtürmüş.

-       Kur’an, bir yoksulun elini bir ekmek yüzünden kestirirmiş.

-         İnsanları cezalandırmak için Ateş ile yanan bir Cehennem varmış.

-         Yaratıcımız yüce Allah insanlara, gavur dermiş, Şeytan dermiş. İnsanlara lanet edermiş.

-         Yaratıcımız yüce Allah, Peygamber Yakup a.selamı, oğlu Yusuf a.s.-secde ettirirmiş.

-         İbrahim a.s. oğlunu kesmeye kalkmış.

-         Musa a.s. ve Davut a.s. insan öldürmüş de yaratıcımız yüce Allah, bu katilleri peygamber yapmış.

-         Süleyman a.s. uçan bir halısı varmış, kamçısı ile vurdukça aylık yollar alırmış.

-         Bizim peygamberin okuması yazması yokmuş ama 9 karısı varmış.

 

Burada verdiğim iftiraların doğruluğunu Ayetle görmek isteyenler, daha aşağıda ki örneklerde izleye-bilir.

 

4. Örnek:

Yaratıcımız yüce Allah, kendisi için İnsan öldürmeyi emredermiş.

 

Önce İnsan öldürmenin haram = yasak olduğunu bildiren iki Ayet:

 

5/32 اَعُذُ باِللهِ مِنْ الشَيْطاَنِرَّجيِمْ  - مِنْ أَجْلِذَلِكَ كَتَبْنَا عَلَى بَنِي إِسْرَائِيلَ أَنَّهُ مَنْ قَتَلَ نَفْسًا بِغَيْرِنَفْسٍ أَوْ فَسَادٍ فِي الْأَرْضِ فَكَأَنَّمَا قَتَلَ النَّاسَ جَمِيعًا

Diyanet ISBN 975-19-2894-X tercümesinden [Bundan dolayı İsrail oğullarına şunu yazdık: “Kim, bir insanı, bir can karşılığı veya yeryüzünde bir bozgunculuk çıkarmak karşılığı olmaksızın öldürürse, o sanki bütün insanları öldürmüştür..]

 

Veya 17/33  اَعُذُباِللهِ مِنْ الشَيْطاَنِرَّجيِمْ  - وَلَا تَقْتُلُوا النَّفْسَ الَّتِيحَرَّمَ اللَّهُ إِلَّا بِالْحَقِّ

[Haklı bir sebep olmadıkça, Allah’ın öldürmesini haram kıldığı cana kıymayın..]

 

İki Ayette de tercümeler yanlış. Ancak bizimi için gerekli olan <yaratıcımız yüce Allah, insan öldürmeyi yasakladı>

 

Daha sonra başka bir Ayette: 

2/244      اَعُذُ باِللهِ مِنْالشَيْطاَنِرَّجيِمْ  - وَقَاتِلُوا فِي سَبِيلِ اللَّهِ

 

[Allah yolunda öldürün..]. Bu cümle, Kur’an da çokça ayrı konular da tekrarlanır.

 

Sonuç: yaratıcımız yüce Allah İnsan öldürmeyi yasaklıyor ve ardından: Allah için veya Allah yolunda insan öldürmeyi emrediyormuş. Önce yasaklıyor ve sonra kendisi için insan öldürmeyi emrediyor.

 

Yaratıcı yüce Allah’ın yolunda öldürülmez, çünkü yaratıcımız yüce Allah’ın yolu, erdemlik yoludur, bu yolda değil insan öldürmek, acıtmak veya incitmek bile yasaktır, haksızlık yapmak yasaktır. Yalan söylemek yasaktır, tüm menfi davranışlar ister küçük ister büyük olsun, hepsi yasaktır.

Bu kadar küçük yanlışları yasaklayan bir Yaratıcı, İnsan öldürmeyi emreder mi? Üstelik kendi verdiği emri çiğneyerek. Daha önemlisi, kendi yüce Elleri ile yarattığı bu muhteşem insanı -öldürecek. Bundan daha küçük düşürücü iftira ne ola-bilir.

Eğer siz Yaratıcı yüce Allah İnsan öldürmeyi emrediyor –derseniz, O zaman İnsan öldürmenin sevap olduğu –ortaya çıkar. Ne kadar İnsan öldürürseniz, O kadar sevap alırsınız. İşte hocaların verdiği fetva. Acaba Yaratıcı yüce Allah ile alıp vermedikleri nedir?

 

Bundan dolayıdır ki, kağbe hocaları başta olmak üzere tüm hocalar: sevmedikleri insanlar için şöyle derler: “ya Rabbı! Kahhar sıfatınla şunları kahru perişan et”. Bunu da Dua olarak yaparlar. Şu cümleye bakın, erdemliği emreden yaratıcımız yüce Allah, İnsan öldürmeye çağrılıyor, katil olmaya çağrılıyor. Ya Rabbi! Biz rahatsız oluyoruz, Sen gelde şu sevmediklerimizi öldür. Bu çağrıyı hocalar yapıyor, hem de Kağbenin göbeğinde. Madem Sen bize, Senin için İnsan öldürmeyi emrediyorsun, biz de Sen den sevmediklerimizi öldürmeni istiyoruz. İşte neden hocalar Ayetleri öyle tercüme ettiklerini görün. Yaratıcısını İnsan öldürmeye çağıran- sözümüz onlara –İslam aydını.

Dikkat: Yaratıcımız yüce Allah’ı, İnsan öldürmeye teşvik etmek, yasal suçtur.

 

5. örnek:

 

Katil birinin yerine, suçsuz bir insanın öldürülmesi.

Ayet: 2/178  اَعُذُباِللهِ مِنْ الشَيْطاَنِرَّجيِمْ  -يَاأَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا كُتِبَ عَلَيْكُمْ الْقِصَاصُ فِي الْقَتْلَىالْحُرُّ بِالْحُرِّ وَالْعَبْدُ بِالْعَبْدِ وَالْأُنثَى بِالْأُنثَى

 

Diyanet tercümesinden: [Ey iman edenler! Öldürülenler hakkında size kısas farz kılındı. Hüre karşı hür, köleye karşı köle, kadına karşı kadın kısas edilir..].

 

Yapılan bu tercüme den yola çıkarak bu Ayet’in hükmüne göre, kısas konusunda- Kadın kadına karşılıktır, Kadın kadına kısas yapılır, Erkek de erkeğe kısas yapılır, Ayet’in hükmü de böyledir. Kadına Kadın, erkeğe Erkek, köleye köle kısas yapılacak.

Böylece bir hür Erkek bir kadın öldürürse, Kadın tarafıda kısas isterse, katil olan erkeğin yerine, suçsuz bir Kadın öldürülecek. Çünkü Ayet’in hükmüne göre kadına Kadın. Öldürülen Kadın olduğu için Erkek katilin yerine suçsuz bir Kadın öldürülecek. Eğer bir Kadın, Erkek öldürürse, katil kadının yerine suçsuz bir Erkek öldürülecek, öldürülen köle ise onun yerine suçsuz başka bir köle öldürülecek.

 

Bir erkek bir kadın öldürür ve kadının tarafı kısas isterse, katil erkeğin yerine suçu olmayan, konuyla ilişkisi bulunmayan günahsız bir kadın öldürülecek. Bu tercümeyi İslam adına imamlar, alimler, şeyhler, başkanlar, lider ve müftüler, vaizler, hocalar, doktorlar, profesörler, büyük ve yüksek terfi sahipleri kimseler yapıyor. Yaşları 20 - 80 yaş arası = yüksek tahsil ve deneyim sahipleri.

 

Bu saydığımız milyonu aşan İslam aydınlarının yaptıkları bu tercüme, Kur-an açısından yasal hiç bir hükmü yoktut.

Dikkat: Suçsuz bir insanı öldürmeye teşebbüs etmek, yasak ve “yasal bir suçtur”.

 

6. Örnek:

 

Fakirlik yüzünden bir Ekmek çalanın elini, Kur’an adına kestirmek.

Ayet 5/38 اَعُذُ باِللهِ مِنْالشَيْطاَنِرَّجيِمْ  - وَالسَّارِقُ وَالسَّارِقَةُ فَاقْطَعُواأَيْدِيَهُمَا جَزَاءً  

بِمَا كَسَبَا نَكَالًا مِنْ اللَّهِ وَاللَّهُ عَزِيزٌحَكِيمٌ

 

Diyanet tercümesin den: [Yaptıklarına bir karşılık ve Allah’tan caydırıcı bir müeyyide olmak üzere hırsız erkek ile hırsız kadının ellerini kesin. Allah mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir] bu tercümede çok korkunç iftiralar var.  

Her şeyden önce  “hırsızlığın” boyutu verilmiyor. Çalınan değil bir Ekmek, bir İğne de olsa, onların tercümesine göre El kesilecek. Dünyalar değerinde olan bir El, bir İğne karşılığı Kur’an ve İslam adına kestiriliyor.

Bu konuda geniş bilgi, Almanca dan yayınladığım kitapta -bula-bilirler. 

 

 

7. Örnek:

 

İnsanları cezalandırmak için Ateş ile yanan Cehennem varmış.

Ayet: 2/167  اَعُذُ باِللهِ مِنْالشَيْطاَنِرَّجيِمْ  - وَمَا هُمْ بِخَارِجِينَ مِنْ النَّارِ


[... onlar  “ateşten”  çıkacak da değillerdir]

  veya

 

2/175  اَعُذُ باِللهِ مِنْالشَيْطاَنِرَّجيِمْ  - أُوْلَئِكَ الَّذِينَ اشْتَرَوْا الضَّلَالَةَبِالْهُدَى وَالْعَذَابَ بِالْمَغْفِرَةِ فَمَا أَصْبَرَهُمْ عَلَى النَّارِ


[İşte bunlar hidayeti verip sapıklığı, bağışlanmayı verip azabı satın alanlardır. Onlar   “ateşe”  ne kadar da dayanıklıdırlar]

.

 

Kur’an’ın çoğu yerlerinde:  Cehennem de olanlar, Cehennem den kaçmak için çareler arayacak, konuşup sızlayacak, yüz üstü sürünecek, yiyip içecek  –diye ne kadar Ayetler vardır. Bunlar Ateş ile yanan bir yerde olmaz. Dolayısıyla Cehennem de Ateş yoktur. Geniş bilgi:yazdığım kitaplardan alına-bilinir.

 

8. Örnek: